Mutfağıma Hoşgeldiniz

9/7/2007 - KIZ ALDIK KIZ VERDİK, BOL BOL GEZDİK, BOL BOL YEDİK:)

 

Temmuz ayı bizim için tıpkı geçen yılki gibi düğünler açısından bereketli bir yıl oldu.

Geçen haftadan bu yana 3.düğünümüzü yapıp nihayet dün gece evimize döndük.

Geçen haftasonu Ankara'da eşimin kız kardeşi, önceki gün Konya'da amcamın kızı, dün de yine Ankara'da eşimin amcasının oğlu evlendi.

Yani 2 kız verip, 1 kız aldık:) (Acilen bu açığı kapatmak için bir tane daha almalıyız:)))

Uzun yolculuklar, yeni akrabalar, gelin alma merasimleri, nikahlar düğünler, uzun süredir görüşülmeyen akrabalarla hasret gidermeve yeni doğmuş bebekleri görme, yemek ikramları , kalabalık sofralar, nikah şahitlikleri, bol bol çekilen fotoğraflar, hala sürdürülern eski adetler ile yöresel ve çerkes yemekleri...

Ankara'da sevgili Meliha yengemizin elinden harika çiğ börekler, Havva Yenge'nin elinden psi haliveler, guruzeler, yağlamalar ve 5 saate sıkıştırılmış mini Konya ziyaretinde gelin almak için Kayseri'den gelen misafirler ile birlikte bizlere ikram edilen yani aynı zamanda düğün yemeği olan etli ekmek ile daha uzun sürecek Konya ziyaretlerinde yemek üzere alınmış şıpsı-paste sözleri ile elimiz, kolumuz, kalbimiz dolu döndük evimize.

 

Dün gece yarısını biraz geçerken evimize girdiğimizde; eşimle ilk işimiz çektiğimiz fotoğraflara bakmak oldu.

''Yorgunluğumuza değdi ama değil mi?'' dedik birbirimize.

Evet hakikaten değdi yorgunluğumuza.

Bugün işlerimizin başına döndük...

Eşimin kardeşi balayından döndü kuzenlerimiz balayına gitti.

3 Çift ve onların aileleri için yeni yaşamlar başladı.

 

Eskiden düğünlerde neden ağlanıldığına anlam veremezdim, 

Sayılı günler sonra 30 yaşıma basacağım ve ben de artık her düğünde ağlamaya başladığımı  fark ettim, giderek kalabalıklaşan ailelerimizle böyle tatlı telaşlar yaşıyoruz işte bugünlerde...

Darısı sizlere...

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/12/2006 - 2 AYRI FOTOĞRAF İLE BİR KENTTE YAŞAMA BAKIŞ...

 

Konya enteresan bir şehir.

Malum bir ova üstünde kurulu olduğundan yayıldıkça yayılmış insanlar...

Evler çok büyük, caddeler de...

Yine de şehir merkezinde birbirine en uzak 2 nokta arasında araçla ulaşımınız maksimum 7 dakika...

Eşimin çektiği bu iki resmi ekledim çünkü; bir iki satır yazmak istedim bu resimler hakkında...

İlk fotoğraf bir caminin park yerinde duran onlarca bisiklete ait...

Buna benzer bir fotoğrafı geçen yıl Hollanda'da çekmiştik.

Hollanda'da insanlar çok yaygın bir şekilde bisiklet kullanıyorlar.
Konya'da da bisiklet basbaya bir ulaşım aracı...


İkinci fotoğraf ise; Konya'nın meşhur 3 tekerleklisi...

Trafikte çok yaygın olarak bu iki araca rastlıyorsunuz Konya'da...

Diğer araçlar ise %95 oranında ya BMW ya Mercedes:)))

Enteresan çünkü gelir dağılımındaki adaletsizliği gözler önüne seriyor bu durum.

Mevlana şehri Konya'da her ne kadar İstanbul'la kıyaslanmasa da yüksek yaşam standartlarına sahip olanların yanı sıra hayatını zor koşullar altında sürdürenler de çoğunlukta...

Esnaf namaza giderken dükkanının önünde duran malları içeri almıyor Konya'da çünkü hırsızlık yok denecek kadar az; ancak muhtaç ailelere yapılan yardımların büyük kısmının da gösteriş amaçlı yapıldığı biliniyor Konya'da...

Yine de yaşam kolay bu kentte, trafik sıkıntısı ve hayat pahalılığı diye bir şey yok...

Ve üstü açık son model bir arabada dolaşmanın keyfi kadar üç tekerleklinin içinde pır pır dolaşmanın da keyfi var bu kentte...

Her ikisi arasında bir uçurum görünse de; Konya yine de huzurlu bir kent...

Yüce gönüllü bir düşünürün, Mevlana'nın huzuru takip ediyor sizi her adımda Konya'da...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/12/2006 - KONYA'DA DÖNÜŞÜ TADI DAMAKTA KALANLAR...

 

Önceki gün sabah Konya'dan döndük.

Trenden iner inmez işbaşı yaptım ve İstanbul'daki ilk akşamımı uyuyarak geçirdim.

Dün ise yine bir cenazemiz vardı.

Bu nedenle size Konya'ya gitmeden önce resmini çekeceğime dair söz verdiğim bazı yemeklerin resimlerini yeni ekleyebiliyorum.

Diğerleri nerde diye soracak olursanız; sanırım kendimi bazı şeylerin lezzetine fazlaca kaptırıp bazı sofraları ve yemekleri fotoğraflamayı unutmuşum.

Konya'ya iner inmez bizi Hayriye Abla'nın (Teyzemin gelini) muhteşem kahvaltı sofrası karşıladı öncelikle.

 

 

Ama ne yazıkki ben trenden inmiş ve açlıktan gözü dönmüş biri olarak kendimi sofraya fena halde kaptırdım ve ne yazık ki resim çekmedim.

Ama menüyü hemen hızlıca sayabilirim.

Öncelikle ve en önemlisi Konya Kadınhanı sac ekmeği,

Normal ekmek

Konya pidesi

Köy peyniri

Beyaz peynir

Siyah zeytin

Köy kaymağı

İncir reçeli

Kayısı Reçeli

Bal

Tereyağı

Domates ve salatalık söğüş

Kızarmış sucuk

Haşlanmış yumurta

Taze ceviz içi

Taze badem içi

Atatürk Orman Çiftliği ürünü cevizli acılı ezme

Zeytinyağlı yaprak sarması

Çay ve taze sıkılmış portakal suyu

Bunlar şimdilik hatırlayabildiklerim.

Aklıma geldikçe ekleyeceğim diğerlerini...

 

Ancak uzun süredir sohbet etmediğimiz kuzenimle 2,5 saati aşkın kahvaltı masası sohbeti hepsinden daha lezzetli idi...

 

Kahvaltı sonrası orta şekerli kahvelerimiz ile oklavadan çekme tatlısı  ve ardından canım halacağımın evine geçiş.

 

Orada akşam yemeğinde;

Konya'ya özel etli bamya çorbası (Resmini çekmedim ama Ankara dönüşü Bolu Dağı'ndaki bir organik ürünler pazarından bir dizi çorbalık kuru bamya almıştım, en kısa zamanda onu pişirip resmini yayınlayacağım)

Kızarmış tavuk ve pilav

Etli yaprak sarması

Ev yapımı (açma) patetesli börek

Yeşil salata

Konya'nın meşhur süzme yoğurdu

Ve revani yedik.

 

Bu ziyaretimiz eşimle halamın evine ilk kez yaptığımız ziyaretti bu nedenle yemek öncesi halam mutfakta tavuk kızartırken bana sessizce '' Aslında sana şıpsı-paste yaptırmak için aldırmıştım bu tavukları ama damat sever mi bilemedim, onun için kızarttım'' dedi.

''Aaaa aşkolsun'' dedim ''hala çerkes damada şıpsı-paste sever misin diye sorulur mu?, yarın hemen yap'' dedim:)

 

Ertesi sabah gözlerimi mutfaktan gelen cas cus kızartma sesleri ile açtım.

Mis gibi kokuları takip ettim ve kokular beni mutfakta şelame yapan halama götürdü.

Şelame içi boş kızarmış hamur, çerkesler çok sık yapar. içine haşlanmış patates ya da çerkes peyniri konularak yapılanına da haluj deniyor...

Canım benim sevdiğimizi bildiği için sabah erkenden kalkıp, hamur açmaya başlamış halam.

 

 

Yukardaki 2.resimde kızgın yağ içine yeni atılmış bir şelame görülüyor.

Sofraya geldiğinde ben transa geçtiğim için pişmiş halini çekemedim.

Bu yüzden tencere içindeki halini ekleyebiliyroum sadece.

Bu resmi çekerken halam bana kızdı; '' o benim kapkara kızartma tencerem onun resmi çekilir mi'' diye.

Ama ben dinlemeden çektim yine de.

Halamın torunu İpek; ne zaman babaannesi o tencereyi çıkarsa diyromuş ki; '' ben bu kara tencere ortalığa  çıkınca çok seviniyorum, çünkü o zaman bu mutfakta sevdiğim şeyler kızarıyor''

Biraz da bu gülümseten diyalogu aktarmak için koydum bu resmi...

 

 

Kahvaltıda şelameden başka;

Konya pidesi,

Konya Ilgın'a bağlı Gaziler Köyü'nde yapılmış koyun peyniri,

Afyon Sultandağı'na bağlı Akbaba Köyü'nde diğer halam tarafındna yapılmış vişne reçeli,

Domates  ve salatalık söğüş,

Halam tarafından yapılmış yeşil biberli acı domates sosu,

Siyah ve Yeşil-biberli zeytin vardı.

Ayrıca ben çay içmediğim için sabahın köründe çaktırmadan bakkala gidip süt ve vişne suyu alan tontiş Fadiş Hala'ya da teşekkürler...

 

 

Kahvaltı sonrasında en sevdiğim abim Naci abim (Halamın oğlu) ve Eşi Serpi Yenge'ye davetli idik.

 

 

Kahvaltıdan ancak kalkmıştık ki; kendimizi Meram 'da meşhur Cemo lokantsında bulduk.

Biz meşhur Konya Fırın kebabı yerken (4.resim) eşim, Meşhur Etliekmek (1.resim) yedi...

 

Yemek sonrası Meram'da yapılan gezinin ardından; evden çıkarken bizi sıkı sıkıya ''saat 17.00de mutlaka masa başında olun şıpsı-paste soğuk yenmez'' diye tembihleyen halamın evine dönüş ve acıkmaya fırsat bulamadan günün 3.öğününe başlama...

 

Menüde halamın ellerinden olağanüstü lezzetli şıpsı-paste var.

Şıpsı paste en meşhur çerkes yemeği.

Tarifi ile ilgili videoyu blogumda bulabilirsiniz.

Halamın yaptığı şıpsın resmi ise yukarıda 3 numarada...

Bu kez de pastenin resmini çekmemiş transtaki Minaaaanım ama sanırım şıpsının görüntüsü size pastenin lezzeti ev görüntüsü hakkında ipucu verir...

 

Yemek sonrası Şebi Arüs törenlerini izledik.

Akşam saat 22.30 civarı kuzenimin evine döndüğümüzde çay demlenmiş ve kahvaltı sofrası hazırlanmıştı.

Sıcak Kadınhanı sac ekmeği üzerine tereyağı sürüp tulum peyniri ile dürüm yaptık:)

Üstüne de Konya'nın meşhur sac arası tatlısından yedik.

 

Bunların resimleri nerde diye soracak olursanız; muhteşem güzellikteki tören sonrası eşim de ben de leyla idik; yine çekemedik:( (Ne biçim blogcusun dediğinizi duyar gibiyim:)))

 

Ertesi sabah yine muhteşem  bir kahvaltının ardından ki bu kahvaltının en özel yiyeceği bir Karaçay (Bir çerkes boyudur) yemeği olan Gırçındı...

Yemek tabağı büyüklüğünde incecik açılan içi patatesli bir hamur kızgın yağda kızartılıyor ve tadına doyulmuyor...

Henüz acıkmadan kuzenimin dükkanına gidip öğle yemeğinde yine meşhur Konya'nın fırın kebabından yedik.

Cemo'da yediğimiz kebap da güzeldi ama bu toptancılar çarşısındaki bir esnaf lokantasından getirtilen kebap ile yanında da süzme Konya yoğurdundan yapılan ayranı içmek harikaydı...

Öğle yemeği sonrası müze, türbe ve medrese ziyaret ve gezileri ardından sevdiklerimize hediye etmek için aldığımız meşhur Konya mevlana şekeri (hurmalı), meşhur Konya gevreği ve meşhur Konya süzme yoğurdu ile birlikte yola çıkış ve İstanbul'a dönüş....

 

Aralarda yazmadığım çok şey var çünkü bu yazı sadece Konya gezisinden damağımızda kalanlar ile ilgili...

 

Konyada ziyaret ettiğimiz yerler ve Şebi Arüs törenelrine ait izlenimler ise daha sonra eklenecek...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/12/2006 - BİR BARDAK DEMLİ ÇAY, HATIRLANANLAR VE TARİHE SAYGI PROJESİ...

 

Geleneksel PC temizlik günlerim başladı:)))

Hem evde hem ofiste bilgisayarımı karıştırıp gereksiz belge ve resimleri ayıklıyor ve siliyorum bu günlerde.

İyi oluyor çünkü böylelikle unuttuğum bazı resim ve yazıları da buluyorum.

Bu resmi Eylül 2006'da gerçekleştirdiğimiz Çanakkale Tur'unda Kilitbahir Köyü'nde çekmiştim.

Bardaktaki çay eşimin seçimi...

Aşırı sıcaktan bunalmış olan ben gazoz içmiştim çünkü...

Eğer hava aşırı sıcak olmasaydı çay içer miydim peki?

Hayır içmezdim.

Çünkü ben 19 Mayıs 1983'ten beri hiç çay içmedim.

Çünkü o gün babamı kaybettim.

Çünkü ben babam vefat edene kadar her gece geç saatlere kadar oturur babamla birlikte çay içerdim.

Hatta babamla bir olur, annemi uykusundan uyandırır ve anneme taze çay demletirdik.

Babamı kaybettiğimde  henüz 5 yaşımdaydım.

Kimileri ısrarla ''iç babanın canına değer'' dese de; ben içmeyi reddettim.

Çocuk aklımla sanırım ''babam bir daha çay içemeyecek, ben de içmemeliyim'' diye düşündüm.

Babam öleli 23 yıl, 6 ay ve 18 gün oldu ama ben hala çay içmem...

Bu fotoğraf beni bu sabah 23 yıl öncesine götürdü; aklımdan geçenleri yazıya dökmek istedim..

 

Bardağa gelince; Opet'in tarihe saygı projesi kapsamında yenilediği Kilitbahir Köy Kahvesi'ne ait bir çay bardağı...

Bu son derece kapsamlı proje ile ilgili bilgilere http://www.opet.com.tr/tarihesaygi/hakkinda.html bu linkten ulaşabilirsiniz...

Çanakkale'ye gitmeden önce gezeceğimiz yerler hakkında yaptığım bazı araştırmalarda bu kadar büyük alanda WC bulunmamasının büyük eksiklik olduğu yazıyordu.

Belli ki bu rastladığım ve beni şaşırtan belge eski tarihli bir belgeydi.

Çünkü her yıl binlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapan Gelibolu Yarımadası'nda yapılan yenilikler takdire değer...

Ülkemizin kalkınması için atılan her adımı ve konulan her taşı destekliyor ve alkışlıyorum...

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Mutfak deneyimlerim, Yemek tarifleri, Pişirdiğim yemeklerden ve kurduğum sofralardan resimler, Ve pratik bilgiler... Ayrıca; hayatımdaki insanlar, gezdiğim yerler, düştüğüm notlar ve çektiğim resimlerde burada... TuzBİBER Dergisinin son sayısı için tıklayınız.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
MİNE GEZİYOR

Kategoriler

Arkadaşlarım

roz
hayris
benvesen
lalecik
ekol
tarifbahcesi
pembeli
mutfakmelegi
susam
sihirlimutfak
deryadanlezzetler
aintabsofrasi
nehir35
İlknur Erdem
benar
mineninhobileri
zeytintanesi
bilis
muge1971
yemekbloglari
Blogcu Yemek
Muhterem Erdoğan
halenze
fikos
yesimmutfakta
gonulbahcesi
nurcan vanlıoğlu
nergis2005
Muhterem Erdogan
sieda
hobilendik
merihlemutfak
ufuksitki
cemsakoglu
papatya68
mutfaktayim
buradaherseyvar
eksielma
yumurtasepeti
asude42
kafkasgelini
gulizce
mutfaktayolculuk
yemekkitabi
mutfakmelegim
mimarasci
pastacikiz
ohhbe
yemektariflerimiz
meyvelerinfaydalari
smmmarzukoc
19741974
thistime
yagmurkokusu
yemekcenneti
blogyardim
merdanem
bir1
takihobi
bebeksagligi
makyajteknikleri
aytence
sifalibitkilerimiz
sofraozlemi
sibelinmutfagi
yermisinyemezmisin
pastacimutfakta
meryemmutfakta
atasofrasi
turuncumutfak
annemmutfaktatv
cincinsfikirli
sencansen
lezzetliyemek
limondali
yemekyapmali
Emel DÜNDAR