15/12/2006 - KONYA'DA DÖNÜŞÜ TADI DAMAKTA KALANLAR...

Önceki gün sabah Konya'dan döndük.
Trenden iner inmez işbaşı yaptım ve İstanbul'daki ilk akşamımı uyuyarak geçirdim.
Dün ise yine bir cenazemiz vardı.
Bu nedenle size Konya'ya gitmeden önce resmini çekeceğime dair söz verdiğim bazı yemeklerin resimlerini yeni ekleyebiliyorum.
Diğerleri nerde diye soracak olursanız; sanırım kendimi bazı şeylerin lezzetine fazlaca kaptırıp bazı sofraları ve yemekleri fotoğraflamayı unutmuşum.
Konya'ya iner inmez bizi Hayriye Abla'nın (Teyzemin gelini) muhteşem kahvaltı sofrası karşıladı öncelikle.
 
Ama ne yazıkki ben trenden inmiş ve açlıktan gözü dönmüş biri olarak kendimi sofraya fena halde kaptırdım ve ne yazık ki resim çekmedim.
Ama menüyü hemen hızlıca sayabilirim.
Öncelikle ve en önemlisi Konya Kadınhanı sac ekmeği,
Normal ekmek
Konya pidesi
Köy peyniri
Beyaz peynir
Siyah zeytin
Köy kaymağı
İncir reçeli
Kayısı Reçeli
Bal
Tereyağı
Domates ve salatalık söğüş
Kızarmış sucuk
Haşlanmış yumurta
Taze ceviz içi
Taze badem içi
Atatürk Orman Çiftliği ürünü cevizli acılı ezme
Zeytinyağlı yaprak sarması
Çay ve taze sıkılmış portakal suyu
Bunlar şimdilik hatırlayabildiklerim.
Aklıma geldikçe ekleyeceğim diğerlerini...
Ancak uzun süredir sohbet etmediğimiz kuzenimle 2,5 saati aşkın kahvaltı masası sohbeti hepsinden daha lezzetli idi...
Kahvaltı sonrası orta şekerli kahvelerimiz ile oklavadan çekme tatlısı ve ardından canım halacağımın evine geçiş.
Orada akşam yemeğinde;
Konya'ya özel etli bamya çorbası (Resmini çekmedim ama Ankara dönüşü Bolu Dağı'ndaki bir organik ürünler pazarından bir dizi çorbalık kuru bamya almıştım, en kısa zamanda onu pişirip resmini yayınlayacağım)
Kızarmış tavuk ve pilav
Etli yaprak sarması
Ev yapımı (açma) patetesli börek
Yeşil salata
Konya'nın meşhur süzme yoğurdu
Ve revani yedik.
Bu ziyaretimiz eşimle halamın evine ilk kez yaptığımız ziyaretti bu nedenle yemek öncesi halam mutfakta tavuk kızartırken bana sessizce '' Aslında sana şıpsı-paste yaptırmak için aldırmıştım bu tavukları ama damat sever mi bilemedim, onun için kızarttım'' dedi.
''Aaaa aşkolsun'' dedim ''hala çerkes damada şıpsı-paste sever misin diye sorulur mu?, yarın hemen yap'' dedim:)
Ertesi sabah gözlerimi mutfaktan gelen cas cus kızartma sesleri ile açtım.
Mis gibi kokuları takip ettim ve kokular beni mutfakta şelame yapan halama götürdü.
Şelame içi boş kızarmış hamur, çerkesler çok sık yapar. içine haşlanmış patates ya da çerkes peyniri konularak yapılanına da haluj deniyor...
Canım benim sevdiğimizi bildiği için sabah erkenden kalkıp, hamur açmaya başlamış halam.

Yukardaki 2.resimde kızgın yağ içine yeni atılmış bir şelame görülüyor.
Sofraya geldiğinde ben transa geçtiğim için pişmiş halini çekemedim.
Bu yüzden tencere içindeki halini ekleyebiliyroum sadece.
Bu resmi çekerken halam bana kızdı; '' o benim kapkara kızartma tencerem onun resmi çekilir mi'' diye.
Ama ben dinlemeden çektim yine de.
Halamın torunu İpek; ne zaman babaannesi o tencereyi çıkarsa diyromuş ki; '' ben bu kara tencere ortalığa çıkınca çok seviniyorum, çünkü o zaman bu mutfakta sevdiğim şeyler kızarıyor''
Biraz da bu gülümseten diyalogu aktarmak için koydum bu resmi...

Kahvaltıda şelameden başka;
Konya pidesi,
Konya Ilgın'a bağlı Gaziler Köyü'nde yapılmış koyun peyniri,
Afyon Sultandağı'na bağlı Akbaba Köyü'nde diğer halam tarafındna yapılmış vişne reçeli,
Domates ve salatalık söğüş,
Halam tarafından yapılmış yeşil biberli acı domates sosu,
Siyah ve Yeşil-biberli zeytin vardı.
Ayrıca ben çay içmediğim için sabahın köründe çaktırmadan bakkala gidip süt ve vişne suyu alan tontiş Fadiş Hala'ya da teşekkürler...

Kahvaltı sonrasında en sevdiğim abim Naci abim (Halamın oğlu) ve Eşi Serpi Yenge'ye davetli idik.
 
Kahvaltıdan ancak kalkmıştık ki; kendimizi Meram 'da meşhur Cemo lokantsında bulduk.
Biz meşhur Konya Fırın kebabı yerken (4.resim) eşim, Meşhur Etliekmek (1.resim) yedi...
Yemek sonrası Meram'da yapılan gezinin ardından; evden çıkarken bizi sıkı sıkıya ''saat 17.00de mutlaka masa başında olun şıpsı-paste soğuk yenmez'' diye tembihleyen halamın evine dönüş ve acıkmaya fırsat bulamadan günün 3.öğününe başlama...
Menüde halamın ellerinden olağanüstü lezzetli şıpsı-paste var.
Şıpsı paste en meşhur çerkes yemeği.
Tarifi ile ilgili videoyu blogumda bulabilirsiniz.
Halamın yaptığı şıpsın resmi ise yukarıda 3 numarada...
Bu kez de pastenin resmini çekmemiş transtaki Minaaaanım ama sanırım şıpsının görüntüsü size pastenin lezzeti ev görüntüsü hakkında ipucu verir...
Yemek sonrası Şebi Arüs törenlerini izledik.
Akşam saat 22.30 civarı kuzenimin evine döndüğümüzde çay demlenmiş ve kahvaltı sofrası hazırlanmıştı.
Sıcak Kadınhanı sac ekmeği üzerine tereyağı sürüp tulum peyniri ile dürüm yaptık:)
Üstüne de Konya'nın meşhur sac arası tatlısından yedik.
Bunların resimleri nerde diye soracak olursanız; muhteşem güzellikteki tören sonrası eşim de ben de leyla idik; yine çekemedik:( (Ne biçim blogcusun dediğinizi duyar gibiyim:)))
Ertesi sabah yine muhteşem bir kahvaltının ardından ki bu kahvaltının en özel yiyeceği bir Karaçay (Bir çerkes boyudur) yemeği olan Gırçındı...
Yemek tabağı büyüklüğünde incecik açılan içi patatesli bir hamur kızgın yağda kızartılıyor ve tadına doyulmuyor...
Henüz acıkmadan kuzenimin dükkanına gidip öğle yemeğinde yine meşhur Konya'nın fırın kebabından yedik.
Cemo'da yediğimiz kebap da güzeldi ama bu toptancılar çarşısındaki bir esnaf lokantasından getirtilen kebap ile yanında da süzme Konya yoğurdundan yapılan ayranı içmek harikaydı...
Öğle yemeği sonrası müze, türbe ve medrese ziyaret ve gezileri ardından sevdiklerimize hediye etmek için aldığımız meşhur Konya mevlana şekeri (hurmalı), meşhur Konya gevreği ve meşhur Konya süzme yoğurdu ile birlikte yola çıkış ve İstanbul'a dönüş....
Aralarda yazmadığım çok şey var çünkü bu yazı sadece Konya gezisinden damağımızda kalanlar ile ilgili...
Konyada ziyaret ettiğimiz yerler ve Şebi Arüs törenelrine ait izlenimler ise daha sonra eklenecek...
|