6/12/2006 - ÇOCUKLAR, ÇOCUKLARIMIZ...

Bu yazıya başlarken çocuklara ilişkin yazı yazmakta çok mu geç kaldım dedim kendi kendime...
Dün akşam Kanal D'de yayınlanan ''Arka Sokaklar'' adlı diziyi izledim.
Bence bu dönemde televizyonda yayınlanan iyi dizilerden bir tanesi Arka Sokaklar.
Dizinin dün akşamki bölümünde sokaklarda şeker satan yaşlı bir adamın yardımı ile kaçırılarak organları çalınan ve daha sonra cesedi bir yerlere atılıp, gömülen çocuklar ve bu tema üzerinden organ mafyası ele alınıyordu.
Çok etkilendim ve hemen telefona sarılarak yeğenlerimi aradım, daha önce milyonlarca kez yaptığımız tembihleri yineledim.
Sonra bu sabah bloguma yeni yemeklerin resim ve tariflerini eklemeyi planlarken birden çocuklarla ilgili yazmaya karar verdim.
Ben anne değilim ama tam 11 yıldır teyzeyim.
Yani diğer değişle anne yarısıyım.
Ve her kadın gibi anne olmasam da doğuştan annelik duygularına sahibim.
Dolayısıyla ne zaman bir yerlerde acı çeken bir çocuk görsem kendimi tutamayıp ağlıyorum.
Şimdi bu yazıya ekleyeceğim resimleri ararken internette çok değişik bilgi ve rakamlara ulaştım çocuklar hakkında.
Cinsel istismara uğrayan, terkedilen, fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalan, yoksullukla ve açlıkla mücadele eden ve savaşı yaşayan çocuklar var dünyanın her yerinde...
Küçük yaşta zorla evlendirilen, küçük yaşta anne olan, eğitim hakkı elinden alınan, para karşılığında satılan, sokaklarda yaşamak zorunda bırakılan ve suça itilen çocuklar da...
Çocuk ticareti, dilendirme, cinsel istismar ya da organ ticareti için kaçırılan çocukların sayısı kimi ülkelerde 120 bine ulaşıyor ne yazık ki...
Göz gezdirdiğim belgeler çoğaldıkça insanın içini burkan bilgiler de çoğaldı çoğaldı çoğaldı...
Burada rastladığım tüm bilgilerden söz edemiyorum bu yüzden elbetteki; ama biliyorum ki siz blog okuyucuları da zaten benim gibi sürekli internette aradığınız tüm bilgilere ulaşabiliyorsunuz.
Bu yüzden ben daha ziyade bu yazıda kendi aklımdan geçenlerden bahsetmek istedim.
Bizim çocukluğumuzda bizi ailemiz sadece karşıdan karşıya geçerken dikkatli olmamız gerektiği konusunda tembihlerdi, çok koşup terlemememiz, terliyken soğuk su içmememiz hakkında bir de..
O zaman biz çocuklar için tehlikeli olan şeylere şimdiki çocuklar gülüp geçiyor...
Çocukluğumdan hatırladığım tek savaş; İran-Irak savaşı...
Şimdi dünyanın heryeri savaş...
Hatırladığım tek bir tehlikeli, kendisi hakkında uyarıldığımız, uzak durmamız gereken insan yok çocukluğumuzdan...
Oysa şimdi hepimiz hastalıklı gözlerle bakıyoruz etrafa acaba bize ve çocuklarımıza kimden zarar gelecek diye...
Ben çocukken baba çalışır ve eve ekmek getirirdi; çocuğa bayramdan bayrama elbise alınır, mütevazi sofralarda yemek yenirdi; çok şeye sahip olunmadığından, daha doğrusu çok şey bilinmediğinden elimizdeki ile mutlu olunması bilinirdi...
Şimdilerde yan gelip yatan ve çocuklarını satan ya da çalıştıran babalar çoğaldı...
Biz küçükken televizyonda film izlerken masum bir öpüşme sahnesi çıksa annem bize ''gözlerinizi kapatın'' derdi, biz bebekler öpüşünce oluyor sanan bir nesildik..
Oysa ne yazık ki şimdiki çocukların büyük kısmı cinselliği istismara uğrayarak öğreniyor ve yine ne yazıkki öpüşmeden anne oluyor...
Ben babasından bir fiske bile yemeden büyüyen çocuklardanım.
Oysa dünyanın bir çok yerinde çocuklar fiziksel şiddete maruz kalıyor günümüzde...
Bizi ailemiz okuyun, kendinize, devlete, millete faydalı olun diye tembihleyerek büyüttü.
Oysa ülkemiz de dahil; dünyanın bir çok ülkesinde çocukların eğitim hakları çeşitli nedenlerle ellerinden alınıyor.
Uzun uzadıya bir şeyler yazmak, yazarken de çocukluğumu hatırlamak keyiflendirdi beni sabahın bu erken saatlerinde; ancak diğer yandan da içinde bulunduğumuz durumun vehametine yazarak bir kez daha tanıklık etmek de derinden üzdü...
Siz yaşamasanız da birilerinin yaşadığı acıları kalbinizde hissetmek, telafi edememek, iyileştirememek ve olacakları engellemek için elinizden bir şey gelir mi bilememek insanı üzüyor...
Yine de hani eskilerin dediği gibi; ''Helal süt emmiş'' insanların hala yeryüzünde yaşadığını ve bizim elimizin erişemediği yerlerde haksızlıklarla, açlıkla, savaşla, acılarla, istismarlarla mücadele ettiğini bilmek insanın içini rahatlatıyor...
1 Yıldan uzun bir süre İstanbul'da bulunan bazı mülteci kamplarına yönelik çalışmalar katılmış ve oralarda yaşayan çocuklarla birlikte olma şansı bulmuş ve diğer insani yardım örgütlerinin de bazı çalışmalarına tanık olmuş biri olarak sanırım yapabileceğim tek şey sizlere buradan çağrıda bulunmak....
Buradan tek tek kuruluş, vakıf, örgüt, oluşum ismi vermek yerine sizlerden bu konuda internette ve çevrenizde araştırma yaparak ilgili yerlere ulaşmanızı öneriyorum.
Hikayedeki gibi belki sadece bir kaç deniz yıldızını denize atabilirsiniz yeniden ama en azından onlar için değişir ve farkeder bir şeyler...
Hepinize sevgilerimle....

Fotoğraflar; www.dcamera.biz & www.trekearth.com & www.ihh.org.tr
adlı web sitelerinden alınmıştır...
Teşekkürler...
|